“Koruma” Kurulu mu? “Korumama” Kurulu mu?

Konumuz; belleklerimize "Tercüman Binası" olarak yer etmiş Zeytinburnu Tercüman Gazetesi Matbaa ve Yönetim Tesisleri. Projesi, 1972'de bir sınırlı yarışma sonucu Günay Çilingiroğlu ve Muhlis Tunca tarafından hazırlanan ve yapımı 1974 yılında tamamlanmış bina.
Mimarlık eleştirmenlerince "Yeni Brütalizm"in ülkemizdeki uygulamaları içinde özgün bir konumu olduğu kabul edilen bu eser, aynı görüşler doğrultusunda, T.C. Turizm ve Kültür Bakanlığı İstanbul IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 29.01.2010 tarihli kararla "korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edildi.
2011 yılında bina cephesine demir konstrüksiyon panolar konması gibi, cephelere zarar veren bazı ruhsatsız uygulamaları tespit etmemiz üzerine, İstanbul Serbest Mimarlar Derneği olarak 11.11.2011 tarihinde "tüm estetik niteliği bozan ilaveler yapıldığı gerekçesiyle yapının özgün görünümüne kavuşturulması için gerekli işlemlerin yapılmasını" talep eden bir dilekçeyle IV numaralı Kurul'a başvurduk.
14.06.2012 tarihli cevabi yazısında Kurul, "...yapının tarihî, arkeolojik, çevresel ve diğer önem ve özellikleri bakımından önem arz etmediğinin üyelerce yerinde görüldüğü" gerekçesiyle hakkındaki "korunması gerekli kültür varlığı" tescilinin kaldırılmasına karar verdiğini bildirmiştir.
Bizi "Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma" durumunda bırakan bu karar karşısında daha ağırını kullanmamak için "hoppalaa" sözcüğüyle yetiniyorum.
Kurul, dilekçemiz üzerine bize adeta "Öyle mi? İşte böyle" demiştir.
Ne olmuştur da daha bir yıl önce yine aynı Kurulca korunmaya değer görülen bir eser bir yıl sonra "yerinde yapılan tetkikle" korunmaya değer bulunmamıştır?
Okula yeni başlamış mimarlık öğrencilerinin bile tanıdığı bu bina hakkında ancak "yerinde görerek" fikir sahibi olabilen ve yine aynı sorumluluğu taşıyan bir evvelki Kurulun aldığı kararı "bir kalemde" silerek korumayı kaldıran üyelerin oluşturduğu bir "Koruma" Kurulu'na bundan sonra güven duymak olanaklı mıdır?
Bu karar sonucu artık o bina ile ilgili "geliştirme" hayalleri olan kimseler mutlu, Türkiye mimarlık tarihinin önemli bir yapısının kaybedileceğini bilen sorumlu birey ve kuruluşlar mutsuzdur.
Kültür değerlerimizin korunmasını kendilerine emanet ettiğimiz ve bu kararın altında imzası olan Kurul üyeleri de kendileriyle gurur duysunlar! Mimarlık tarihimize böyle de olsa girmeyi başardılar...